Prokrastineyşın

Procrastination; erteleme, oyalanma, ağırdan alma, sürüncemede bırakma, geciktirme, savsaklama demek. Okunuşuyla kitaba adını veren Prokrastineyşın’ın yazarı, Timothy A. Pychyl akademisyen. Psikoloji bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştığı Carleton Üniversitesi’nde Savsaklama Davranışı Araştırma Grubu var, orada çeşitli araştırmaları yönetmiş, makaleler yazmış. Uzun yıllardır (yirmi yıldan fazla) savsaklama davranışı üzerinde çalışıyor. Aynı alanda blog yazıları, podcast yayınları mevcut.

Kitapta 10 bölüm var. Bölümlerin yapısı; mantra olabilecek anahtar cümle, örnek olay, sorunun özeti ve stratejiler olarak dörde ayrılıyor.

Bölümlerden notlar:

Ekran Görüntüsü (460)

  • Savsaklamada, bile isteye erteleme söz konusudur. Bu yüzden her savsaklama bir ertelemedir. Ancak, her erteleme bir savsaklama olmayabilir. Çünkü bazen beklenmeyen durumlar ortaya çıkabilir ve planlarımızda değişiklik yapıp içlerinden bazılarını başka bir zamana kaydırmamız gerekebilir. Bazen de ön hazırlık sürecini tamamlamak için işleri erteleyebiliriz. Hangi ertelemelerin savsaklama olduğunun ayırımını yapmaya başlamak, çözüme ulaşmanın başlangıcı.
  • Yakınlarını kaybeden kişiler yas sürecindeyken kabahatlerden ve ihmalkârlıktan pişmanlık duyuyorlarmış. Savsaklama davranışının getirdiği suçluluk duygusu pişmanlığa dönüşüyor. Savsaklayan kişilerin genel başarı düzeyleri düşük, iş performansları yüksek değil. Olumsuz duyguları yoğun, sağlık sorunları daha fazla. Yaşanılan stres, bağışıklık sistemine etki ediyor. Kronik savsaklar; egzersiz, uyku, beslenme konusunda ertelemeler yaptıkça hastalıklara yakalanma riskleri artıyor. Durumun farkında olup azimle değişime inanmak, sonraya bırakmadan niyeti eyleme dökmek önemli. Tamamlanmayan işler akılda kalırlar.
  • Yerine getirmemizin zorunlu olduğu görevler ya da yapmaya niyet ettiğimiz ama gönülsüz olduğumuz işlere duygularımız olumlu değildir. Kendimizi sıkıntılı, mutsuz, gergin hissedebiliriz. Olumsuz hislerimizden hemen kaçmak, o anda iyi hissetmek isteriz. “Bize kendimizi iyi hissettiren şeylerin cazibesine kapılıyor oluşumuz.” ertelemelere yol açar. Rapor hazırlamak yerine dizi izlerken bulabiliriz kendimizi. Ders çalışırken yapılan anlamsız hareketler başlığı var Ekşi Sözlükte :). Yazara göre; önce yerimizde kıpırdamadan durmak, kısa vadede iyi hissettirecek şeylerin cazibesine kapılmadan ilk olumsuz duygularla baş etmek gerekiyor.Ekran Görüntüsü (461)
  • Yarına ötelediğimiz işler için duygusal tahminde bulunuruz. Gelecekte bir şey yapmaya niyet ettiğimizde duygusal durumumuz genellikle pozitiftir, iyimser düşünürüz. Çünkü hem o esnada eyleme geçmeyeceğimiz, hem de hedef koyduğumuz için mutlu oluruz. Koşuya yarın çıkmaya niyet edersek, aldığımız sağlıklı karardan dolayı iyi hissederiz. Ancak, yarın geldiğinde bugünkü pozitif duygusal durumumuz aynı kalmayabilir, hevesimiz kaçıp gitmiş olabilir. “Bugünün işini yarına, yarının işini öbür güne” aktarırız, yani asla gelmeyecek olan güne.
  • Sorumluluğumuz altındaki işleri yerine getirirken her zaman canımızın istemesi şart değil. Yine spordan örnek verilmiş. Koşu için güneşli bir gün ideal gibi gözükür, oysa kötü havada da sıkı giyinip koşabiliriz. Sporcular yalnızca güneşli havalarda antrenman yapmazlar :).
  • Yarattığımız bahanelerle kendimizi sabote edebiliriz. Diyelim ki; bir sınava çalışmayı son ana bıraktık. Sonuç iyi olursa; övünürüz, kısa sürede iyi iş çıkarmış oluruz. “Son gün çalıştım, ama 100 aldım :p” ya da tam tersi sonuçta “Zaten çok az çalışmıştım.” diyerek özsaygımızı koruruz.
  • Araştırmalar, işe başladıktan sonra algımızın değiştiğini, tamamlayacağımız işin sandığımız kadar kötü olmadığını gördüğümüzü söylüyor. Başlamak, bitirmenin yarısı. Uygulama hedefi oluşturarak (“Eğer … ise, o halde”) en baştan hedefimizi netleştirirsek gerisi gelir. (Eğer “Günler çuvala girmedi ya sonra yaparım.” dersem, o halde hemen işe bir yerinden başlayacağım.)
  • Sadece işe başlarken değil, başladıktan sonra da savsaklamaya yönelebiliriz. İnternet, sosyal medya, oyun, bir anda alınan buluşma davetleri dikkatimizi dağıtabilir. İşle ilgili kullanmamızın mecburi olduğu program dışında diğer tüm programlar ve telefonun sesi kapatılırsa “e-mola”lar daha bilinçli planlanabilir.
  • İrade, sınırlı bir kaynak. Gücümüz tükendiğinde motivasyonumuzu artırıp Ekran Görüntüsü (459)toparlamak adına; uykumuza ve dinlenmemize dikkat etmeliyiz. Kaslar gibi irade de düzenli egzersizle, istikrarlı özdisiplin antrenmanı ile gelişebilir. Olumlu duygular, iradeyi güçlendirir. Bize iyi gelecek insanlarla görüşmek, iyi hissettirecek aktiviteler yapmak olumlu duygular yaratır. Uygulama hedefleri belirlememiz, kan şekerimizi dengede tutmamız özdüzenleme kapasitemizi etkiler. Bir de günün sonuna doğru, irademizin azaldığını unutmamalıyız.
  • Bireysel farklılıklar, savsaklamaya yatkınlığı etkiler. Sorumluluk bilinci, uyumluluk, nevrotiklik, (deneyime) açıklık, dışadönüklük “Büyük Beş Faktör Kişilik Özellikleri” olarak geçiyor. Araştırmaya göre; sorumluluk bilinci ve nevrotiklik savsaklama ile anlamlı düzeyde ilişkili bulunmuş. Kitapta, kendimizi değerlendirmemiz için yönerge ve puanlar var. Savsaklamaya dirençli çıktım :).
  • Değişim sürecindeki yolun inişli çıkışlı olduğuna, bazen gerçekten çok ilerlediğimize, bazen de başlangıç noktasına geri döndüğümüze vurgu yapılıyor. İşler istediğimiz gibi gitmediğinde; kendimize şefkatli davranırsak, suçlamayıp affedersek yeniden başlamaya, yeniden denemeye hazır olabiliriz. Araştırmalar, böyle davranan kişilerin daha az savsaklar hale geldiğine ulaşmış.

Prokrastineyşın, işe gidip dönerken dahi rahatlıkla okunabilir. Kısa olmasına rağmen, detaylı bir anlatımı var ve hem örnekleri, hem değişim stratejileri başarılı. Yazarın akademik geçmişi kitapta yer alan stratejilerin güvenilirliğini artırıyor. Çabuk okunması, erteleyenlerin gözünü korkutmadan hemen okumalarına vesile olabilir :). Kitapla ilgili yazımı yeni yılın ilk ayında yazmayı tercih ettim. Önümüzde yepyeni bir yıl varken yapmak istediklerimizi gözden geçirmemiz, ertelemeden harekete geçmemiz konusunda etkili bir kitap olduğunu düşünüyorum ve yazım kitabın tersine uzun oldu 🙂

 

Keyifli Okumalar,

Pınar Şahin

 

Yazarın araştırma grubunun web sitesi: https://www.procrastination.ca/

Blog yazıları: https://www.psychologytoday.com/us/blog/dont-delay

Podcast yayınları: http://iprocrastinate.libsyn.com/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s